Basında

Mesele fazla kilolar değil, fazla asitler

Sağlıklı beslenmek ve kilo vermek için sebze-meyve yiyin, bol bol su için, spor yapın, şekeri kesin. Dr. Ayşegül Çoruhlu, bu önerilere vücudun asit-alkali dengesini korunması gerektiğini de ekliyor. Çoruhlu’ya göre bu sağlanmazsa obeziteden kansere her türlü hastalık ortaya çıkabilir.

AZ yediğiniz halde kilo veremediğinizden mi şikayet ediyorsunuz? Bunun nedeni vücudunuzdaki asit yükü olabilir. Çünkü fazla kiloların yanı sıra vücudun sağlığını belirleyen bir unsur da asit-alkali dengesi. Dr. Ayşegül Çoruhlu, Alkali Diyet adlı kitabında bu konuya değiniyor. İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra biyokimya üzerine uzmanlaşan Çoruhlu, anti-aging konsepti olan hastalığı önleme, geriye yaşlanma üzerine 10 yıldan fazla çalıştığını söylüyor: “Eğitimim aslında hücre üzerine. Hücrenin iyilik halini takip ediyorum. Mesleğime başladıktan sonra nasıl hastalanmayız üzerine kafa yordum. Çünkü ister cilt ister karaciğer hücresi olsun hepsi benzer şekilde sağlıklı kalıyor veya harap oluyor. Aslında herkes neyin iyi, neyin kötü olduğunu biliyor. Su içmemiz şart, sebze-meyve tüketmeli, şekerden uzak durmalıyız. Ancak bir şey eksik! Eğer vücudun asit-alkali dengesini koruyamazsak başta kilo olmak üzere hastalıklar ortaya çıkıyor.”

BAHARAT VE ZEYTİNYAĞI ÇOK İYİ

Alkali Diyet’in aslında zayıflama değil genel sağlık kitabı olduğunu belirten Çoruhlu, hastalıkların vücuttaki asit yükünden kaynaklandığını hatırlatıyor: “Sivilce çıkması da kanser de asitle ilgili… Çünkü her nefes aldığımızda, yemek yediğimizde hücremiz de etkileniyor. Yediklerimizden enerji üretiliyor ve bu sürecin sonunda hücrede biriken atıklar atılmadığında asit yükü oluyor. Asit yükü artıkça vücut hasar görüyor. Eğer hazır gıdaları çok fazla tüketiyorsanız hücrenizde biriken hasar da fazla olur. Dolayısıyla ilk etapta kiloymuş gibi görünse de birçok sağlık probleminin nedeni aynı.”

Asit ve alkali kavramlarının aslında kafa karıştıracak bir yanı olmadığını söyleyen Çoruhlu, sağlıklı ya da sağlıksız diye nitelendirdiğimiz gıdaların aslında asit ve alkaliye karşılık geldiğini anlatıyor: “Kola içmek iyi değil. Çay, kahveyi fazla içersek vücudumuzdaki suyu kaybederiz. Kırmızı et, fastfood, kurabiye, cips gibi trans yağ içeren besinlerin hepsi kötü. Neden? Çünkü vücuttaki asit yükünü arttırıyor. Oysa baharat, sebze, tohumlar, balık yağı, zeytinyağı, su iyi… Çünkü bütün bunlar vücudu alkali yapıyor.”

Çoruhlu, kilo vermek isteyenlerin öncelikle vücutta asit-alkali dengesini sağlaması gerektiği görüşünde: “Zayıflama hedefine takılmak yerine zayıflarken sağlığımızı nasıl korumalıyız konusuna odaklanmalıyız. Örneğin et yemek istiyoruz, yanında etin iki-üç katı sebze tüketmeliyiz ki zarar görmeyelim. Çiğ sebze yiyin, baharat kullanın, su için. Az yediğiniz halde bir türlü kilo veremiyorsanız bunu nedeni tükettiğiniz gıdaların asit yükünün fazla olması. Vücut asitlenme azalsın diye onları yağ depolarında biriktiriyor, bir nevi tampon görevi oluyor. Ancak yağ yakmak istediğinde de ortam daha çok asitleneceği için yakmıyor, sizi korumak istiyor. Eğer siz ortamı yani vücudunuzu alkali tutarsanız yağ yakımı da gerçekleşiyor.”

Üç Beyaz kimyasal!

DR. Ayşegül Çoruhlu ile konuşurken son yıllarda hayatımıza giren gıda duyarlılığı kavramına da değinmeden edemiyoruz. Çünkü gluten duyarlığı başta olmak üzere pek çok kişi benzer şikayetlere sahip. Çoruhlu glutenden bahsetmesek bile un grubunun masum olmadığını hatırlatıyor: “Beyaz buğday unu kolay karın doyurmak için üretilmiş. Yani matah bir şey değil! Orijinali kara buğday ama bu unu alıp fırıncıya ‘Ekmek yap’ deseniz ‘Kabarmıyor’ der. Çünkü beyaz un mukus gibi yapışkan bir yapıya sahip, vücudumuza girdiğinde de öyle çalışıp rahatsızlık veriyor. Buğday, arpa, çavdar, yulaf, mısır veya pirinç unu hepsi işlenmiş olduğu için kana kolay karışıyor, insülin direnci, sindirim problemlerini doğuruyor. Kahverengi veya siyah pirinç, kinoa daha sağlıklı… Sadece un değil tuz ve şekerden de uzak durmalıyız. Üç beyaz dediğimiz şey aslında kimyasal madde! Sofra tuzunun orijinali deniz veya kaya tuzu. Bu tuzlar daha sağlıklı çünkü içinde birçok mineral var, vücudu alkali ediyor. Ancak yine de çok fazla tuz tüketmemek gerekiyor.”

CİPS YERİNE BİR KİLO SALATALIK

VÜCUTTAKİ alkali dengesini sağlamak için ne yapmalıyız? Sebze-meyvenin bol olduğu bir ülkede yaşadığımız için şanslı olduğumuzu hatırlatan Ayşegül Çoruhlu değişime hemen başlayabileceğimizi söylüyor: “Bitki çayları, sebze suları içebilirsiniz. Üç köfte yiyorsanız yanına patates ya da beyaz pilav yerine haşlanmış sebze ekleyebilirsiniz. Televizyon karşısında otururken abur cubur yerine bir kilo salatalık tercih edebilirsiniz. Katı meyve presi satın alıp evde sebze suları hazırlayabilirsiniz. Örneğin bir kilo kırmızı lahananın suyunu içmek vücuttaki bütün asitleri temizler, karaciğerinizi pırıl pırıl yapar. Günde sekiz bardak su için. İçemiyorsanız içine limon sıkın, misket limonu bekletin, doğal elma sirkesi damlatın ya da yemek sodası dediğimiz karbonattan (eczanede satılan) bir litre suyun içine bir çimdik atın. Çay, kahve, kola gibi vücudun suyunu azaltan içecekleri az tüketin.”

stargazete.com

Yararlı bulduysanız lütfen paylaşın.

PinIt

Related Posts

Bir cevap yazın

Bize Ulaşın

Tüm hizmetlerimiz için bize iletişim sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Bize Ulaşın

Alkali Yaşam Kulübü Üyeliği

Alkali yaşamı sağlığının ön koşulu olarak benimseyen, bu konudaki güncel bilimsel gelişmelerden, düzenlenecek aktivitelerden haberdar olmak isteyenlerin buluştuğu kulüptür.

Twitter @drAlkaliDiyet

Faydalı bigiler için bizi Twitter da takip etmeyi unutmayınız. @drAlkaliDiyet